3:31 pm - Pazartesi Nisan 28, 2014

Sıkça Kullanılan Anlamını Bilmediğimiz Kelimeler

Sıkça Kullanılan Anlamını Bilmediğimiz Kelimeler

Gündelik hayatta sıklıkla kullandığımız fakat zamanla farklı analamlar kazanan bu kelimelerin gerçek anlamları ile birlikte burada bulabilirsiniz. Örneğin, Gassal, Zangoç, Iskatçılar, Güllabici, Fıskacı, Hazanlar, Kavas, Degüstatör, Hanutçu, Enspektör, Formen, Çerçi, Harbici, Gemi süvarisi, Intern doktor, Kondüktör, Çımacı, Yer hostesi, İtriyat, Attar, Örücü, Mürettip, Dublör, Suflör, Vatman, Mütercim tercüman, Gardiyan, Remayöz, Overlokçu, Brülörcü, Seyis, Ormancı, Kalaycı, Bileyci, Hayvan cambazı, Mezarcı, Debbağ, Mücellit, Sarraf, Sahaf, Ebe, Hafriyat, Zerzevat, Cellat, Makyöz, Casus, Ateşemiliter, Maslahatgüzar, Mübaşir, Narkozitör, Çarkçıbaşı, Çığırtkan, Komi, Vale, Taşlama, Cenaze levazımatçısı, Başakçı, Jokey, Patozcu, İta amiri, Mal Müdürü, Zümre başkanı, Ombudsman, Saraç, Sayacı, Zahire, Aktar, Çilingir, Kabzımal, Serigrafi, Klişeci, Casting, Catering, Celep, Soğuk , demirci, Apranti, Miço, Tellak, Kahya, Rapörtör, Goygoycu, Kıyakçı, Nalbant, Hırdavat, Nalbur, Semerci, Sakatat, Kazzaziye, Dülger, Mahyacı, Su sakaları, Sığırtmaç, Kuşbaz, Gurme, Animatör, Armatör, Kalafatçı, Ekspertiz, Komodor, Manifatura, Mensucat, Mefruşat, Makastar, Hamurkâr, Musahhih, Yamak, Son ütücü, Yeddiemin, Artezyenci, Kamarot, Gevende, Kartograf, Tuhafiye, Pişmaniye, Züccaciye, İkrazat, Sürveyan, Stenograf ve Murakıp ile ilgili bilgiler bulabilirsiniz.

Devamını Oku →

Sponsorlu Bağlantılar

İşte O kelimeler ve Anlamları

Gassal: Ölü yıkamakla görevli olan kişi.

Zangoç: Kilise çanının ipini çeken kişiye denir. Genelde kilisenin temizliğinden de sorumludur.

Iskatçılar: Cenaze sahiplerinin duygusallığından yararlanarak para isteyen kişiler.

Güllabici: Akıl hastanelerinde hademelere verilen isim.

Fıskacı: Cam madenini potadan alıp, demir çubuğa üflereyerek biçim veren usta.

Hazanlar: Musevilerin dini törenlerinde dua okuyan görevliler.

Kavas: Elçilik, konsolosluk ve TBMM’de görev yapan eleman.

Degüstatör: Profesyonel şarap tadımcısı.

Hanutçu: Turistleri ikna edip dükkanlara çekerek oralardan alışveriş yapmalarını temin eden ve bu işlemden pay alarak geçinen kişi.

Enspektör: Geminin sefere hazır olmasını ve daima hazır bulundurulmasını sağlamakla görevli armatör çalışanı.

Formen: İşçilerin düzenli ve verimli çalışmasını sağlayan ve işçiler üzerinde otoritesi olan işçi.

Çerçi: Köy, pazar vb. yerlerde dolaşarak ufak tefek tuhafiye eşyası satan kimse.

Harbici: Ateşli silahların içini temizlemekte görevli kişi.

Gemi süvarisi: İç sularda, körfez ve limanlarda yolculuk yapan bir gemiyi sevk ve idare eden, seferin emniyetle yürütülmesini sağlayan kişi.

Intern doktor: Tıp fakültelerinin 6. sınıfında okuyan öğrenci.

Kondüktör: Trende bilet kontrolü yapan kimse

Çımacı: Gemilerin iskeleye yanaşmaları sırasında halatları iskeleye veren gemi personeli

Yer hostesi: Uçağa binecek olan yolcuların bilet işlemlerini yapan, ayrıca uçağa biniş sırasında yolcuların biniş kartlarını toplayan görevli.

İtriyat: kadın malzemelerine (parfüm, makyaj malzemeleri, güzellik malzemeleri vb.) verilen genel isim.

Attar: Güzel kokulu bitki özleri, yağlan vb. satan, güzel koku ticareti yapan kimse.

Örücü: Kumaş ve örgülerdeki yırtıkları, delikleri onaran kimse veya bu işlerin yapıldığı yer.

Mürettip: Matbaacılıkta harfleri düzenleyen, hazırlayan, sıraya koyan görevli, dizgici.

Dublör: Bir oyuncunun yerine filmin bazı sahnelerinide asıl oyuncu yerine oynayan, rol yapan kişi.

Suflör: Tiyatroda oyunculara, rollerinde unuttukları sözleri seyircilere duyurmadan hatırlatan kişi.

Vatman: Tramvay sürücüsü.

Mütercim tercüman: Çevirmen, mütercim veya tercüman, bir metni veya bir konuşmayı bir dilden başka bir dile çevirmeyi meslek edinen kişilerin genel adıdır.

Gardiyan: Cezaevlerinde düzeni, tutukluların yasalara uygun biçimde davranmalarını sağlamakla görevli kimse.

Remayöz: Trikoların yakasını yapan makina.

Overlokçu: Konfeksiyon ürünlerinin üretiminde, sanayi tipi overlok makinesi ve yardımcı aletler kullanarak parçaları birleştiren, sağlamlaştıran ve kenar kısımlarını temizleyen kişi.

Brülörcü: Yakıtın hava ile uygun oranda karıştırılarak tam olarak yakılmasını sağlayan cihazı yöneten kişi.

Seyis: Ata bakan, tımar eden kimse, at bakıcısı.

Ormancı: Orman işlerine bakan, kaçak ağaç kesimini engelleyen kimse, görevli.

Kalaycı: Bakır ve demir kapkacağa kalaydan bir cilâ çekip beyazlatan kişi.

Bileyci: Kesici aletleri bilemeyi iş edinmiş olan kimse.

Hayvan canbazı: Hayvan alım satımıyla uğraşan kişi.

Mezarcı: Mezar kazan görevli.

Debbağ: Derileri sepileyip meşin, sahtiyan, kösele vesaire yapan.

Mücellit: Kitapları ciltleyen kimse.

Sarraf: Altını veya gümüşü hammadde olarak alıp satan kişi.

Sahaf: Genellikle kullanılmış ve eski ve değerli kitap alıp satan kitapçı.

Ebe: Doğum yaptıran kişi.

Hafriyat: İnşaatlar yapılırken ya da yıkılırken ortaya çıkan beton, toz toprak gibi atıkları toplama işi. (Arapça kazı yapmaktan)

Zerzevat: Çürümeye bırakıldıklarında mantar oluşturan, genellikle yeşil renkli, pişirilerek ya da pişirilmeden yenen, bitkinin kök, gövde, yaprak, çiçek ve meyve gibi organlarına verilen genel ad.

Cellat: Ölüm cezalarının infazını gerçekleştiren kişinin ünvanı. Arapça “Kırbaçla Vurmak” anlamına gelen “Celd” kökünden türemiştir.

Makyöz: İyi görüntü sağlamak, belli bir tipi yaratmak veya yalnızca bazı düzeltmeler yapmak için oyuncunun yüzünde ve başka organlarında boyama ve değişim yapan kadın.

Casus: Bir devlet veya kuruluşun gizli amaçları için çalışan kimse, dil avcısı, çaşıt, ajan.

Ateşemiliter: Bir elçiliğe bağlı askerlik uzmanı.

Maslahatgüzar: Genellikle çeşitli sebeplerden büyükelçi atanmayan veya atanamayan bir ülkeyle diplomatik ilişkileri yürütmek üzere görevlendirilen kişi.

Mübaşir: Mahkemede duruşmaya girecekleri ve tanıkları çağıran, yargıcın emirlerini bildiren, kâğıtları getirip götüren görevli, çağrıcı.

Narkozitör: Ameliyat sırasında hastaya narkoz veren uzman.

Çarkçıbaşı: Gemilerin makina mühendisi

Çığırtkan: Otobüs terminallerinde müşteri çekmek için yüksek sesle bağıran kişi.

Komi: Lokantalarda garson yardımcısı.

Vale: Eğlence mekanlarına gelen araçlarını park eden kimse.

Taşlama: Kot beyazlatmak veya eskitmek için dünyada makina kullanılarak yapılan işin elle yapılması.

Cenaze levazımatçısı: Ölüler için kefen, tabut… vb malzemeleri satan kimselere verilen ad.

Başakçı: Tarımda hasat yapıldıktan sonra geri kalanları toplayanlara verilen isim.

Jokey: Yarış atlarına binen, yetenekleri bu amaca göre geliştirilmiş kimse.

Patozcu: Kaba yemleri, kültür yem bitkilerinin sap ve dallarını öğütmek veya fındığın dış kabuğunu ayırma işlemini yapan kişi.

İta amiri: Devlet harcamalarının yapılabilmesi için saymanlara yazılı emir verme yetkisine sahip kişi.

Mal Müdürü: İlçede devlete ait gelirleri toplayan, para ve malları koruyup saklayan ve giderlerin hak sahiplerine ödenmesine karar veren kamu görevlisi.

Zümre başkanı: Birden fazla öğretmen bulunan bölümde en kıdemli öğretmene denir.

Ombudsman: İngilizce kökenli bu söz hukukta “ Parlamento tarafından görevlendirilen, vatandaşları resmî makamların keyfî ve yasa dışı davranışlarına karşı korumakla görevli kişi veya kurum, kamu denetçisi.

Saraç: Koşum ve eyer takımları yapan veya satan kimse.

Sayacı: Ayakkabının yumuşak olan üst bölümünü yapan kişi.

Zahire: Gereğinde kullanılmak için saklanan tahıl, aşlık satan kişi.

Aktar: Baharat veya güzel kokular satan kimse.

Çilingir: Anahtar yapan, satan veya onaran, kilitli kapıları açan kişi.

Kabzımal: Meyve ve sebze üreticileri ile satıcılar arasında aracılık eden kimse, sebze meyve toptancısı, çiçekçi esnafı, komisyoncu.

Serigrafi: Bir şablona gerilmiş ipeğin yüzeyine foto emisyonları yardımıyla grafik aktarılır. Sonra bu şablon üzerine dökülen mürekkebin ragle lastiği basıncı ile grafiğin baskı yapılacak malzemeye transferi işlemidir.

Klişeci: Baskıda kullanılmak amacıyla, üzerine kabartma resim, şekil, yazı çıkarılmış metal levha yapan kişi.

Casting: Güzel sanatların görsel alanında konuya ve içeriğe göre oyuncu seçme işi.

Catering: Kelime anlamı olarak, yiyecek tedarik eden olmasına rağmen, günümüzde en çok toplu yemek hizmeti veren firmalar için söylenir.

Celep: Koyun, keçi, sığır gibi kesilecek hayvanların ticaretini yapan kimse.

Soğuk demirci: Demir ve saç şeklindeki metal parçaları keserek, delerek, diş açarak, her türlü kaynak yapmak suretiyle şekillendiren kişi.

Apranti: At yarışlarında 50 den az yarış kazanmış, deneyimi jokeylere göre daha az genç binici.

Miço: Küçük gemi kaptanı

Tellak: Hamamda insanları keseleyip yıkayan erkek.

Kahya: Konak, çiftlik vb. yerlerde türlü işleri yapmakla görevli kimse

Rapörtör: Bir komisyonun verdiği kararların gerekçesini kaleme alıp genel kurul karşısında savunmakla görevlendirilen üye.

Goygoycu: Dilenci, Derviş. Eskiden Muharrem ayının ilk haftasında aşure yapmak için sırtlarında torbalarla mahalle aralarında buğday, nohut, pirinç, şeker, fasulye, kuru üzüm gibi şeyler toplamak üzere dolaşırlardı. çoğu kör ve topallardan oluşurdu. içlerinden gür sesli biri “gökte melek, yerde can ağlar” dedikten sonra hepsi bir ağızdan “hoy goygoy canım” diye makamı tamamladıkları için bunlara halk arasında “goygoycu, goygoycular” denirdi.

Kıyakçı: At yetiştirilen haralarda hayvanların çiftleşmesine yardım eden görevli.

Nalbant: Hayvanların ayağına nal çakan kimse

Hırdavat: Kilit, menteşe, tel, çivi, vida gibi metal eşya. önemsiz, ufak tefek eşya, gereksiz eşya anlamına gelir.

Nalbur: Çivi, kilit, menteşe gibi yapı işlerinde kullanılan şeyleri satan kimse (Osmanlıca ‘Nal’ kelimesinden)

Semerci: At, eşek, katır vb. hayvanların sırtına yerleştirilen, üzerine yük bağlanan veya binilen, iskeleti yapan usta.

Sakatat:Kesilmiş hayvanın yürek, karaciğer, böbrek, işkembe, beyin, vb. gibi iç organlarıyla baş ve ayakları.

Kazzaziye: Elbiselere işlenen bu tellerden, örgü teknikleri kullanılarak farklı takılar yapılıyor. Kazaziye sanatında gerdanlık, bileklik ve ayakkabılar da üretiliyor.

Dülger: Yapıların kaba ağaç işlerini yapan kimse.

Mahyacı: Ramazan gecelerinde, camilerde iki minare arasına gerilen ipler üzerine kandil veya elektrik ampulleriyle yazılan yazı veya yapılan resim yapan usta.

Su sakaları: Osmanlı’da evlere, çeşmeden su taşımayı iş edinmiş olan kimse.

Sığırtmaç: Sığır güden kimse, sığır çobanı

Kuşbaz: Süs kuşları yetiştiren kuş meraklısı. Kuş alıp satan kimse

Gurme: Fransız kökenli bir sıfat olan ‘gurman’dan gelir. Gourmet, “lezzeti keşfetmiş, damak tadına sahip kişi” demek. Ayrıca, “yemesini bilen” anlamına da gelir.

Animatör: İnsanların tatil yerlerinde iyi zaman geçirmeleri için bir takım eğlence ve gezi programları düzenleyen kişi.

Armatör: Ticaret gemilerini işletenlere verilen ad.

Kalafatçı: Onarma, süsleme, sahte süs veya tamir, düzen. Ahşap gemilerin içine suyun girmemesi için gerekli yerlerdeki tahtalar arasına üstüpü sıkıştırıp, üzerine kaynamış katran dökme işlemini yapan usta.

Ekspertiz: Bir malın türünü, değerini, bir dokuncanın kertesini belirtmek üzere seçilen bilirkişilerce yapılan yoklama, inceleme işlemi.

Komodor: Amiral yetkisiyle görevli deniz subayı

Manifatura: Fabrika yapımı her türlü kumaş ve bez gibi dokumalar.

Mensucat: Dokuma ve tekstil işi

Mefruşat: Perde ve perdecilik konusunun önemli bir yer tuttuğu ev giydirme işi.

Makastar: Kumaş biçen, prova yapan, parçaları patrona göre ayarlayan, iş dağıtımını yapan usta.

Hamurkâr: Fırınlarda hamur yoğuran kimse.

Musahhih: Yazılı metinlerdeki imla hatalarını düzeltici, düzeltmen.

Yamak: Aşçının yardımcısı

Son ütücü: Tekstil ürününe son biçimini veren kimse.

Yeddiemin: Hukuki olarak hiç bir tarafa kesin bir şekilde ait olmayan bir malın sorumluluğunu devralan kişi.

Artezyenci: Burgu ile delinerek açılan ve Suyu yükseğe fışkırtan usta.

Kamarot: Gemilerde yolcuların hizmetine bakan görevli.

Gevende: Düğünlerde müzik yapıp şarkı söyleyen ve misafirleri eğlendiren orkestra. özellikle Adıyaman bölgesinde

Kartograf: Haritacı.

Tuhafiye: Çorap, mendil, eldiven gibi giyim ile kurdele, dantel gibi giysi süsüne yarar şeyler. (Arapça’da ‘tuhfe’den (armağan) türeme)

Pişmaniye: Pişmaniyenin ilk yapıldığı yer İran, pişmaniye kelimesi ise Farsça yün yapağı anlamına gelen “Peşm-peşmin-peşmek” sözlerinden türemiş.

Züccaciye: Cam, porselen vb. maddelerden yapılmış eşya. (Arapça cam anlamına gelen ‘zücc’den türeme)

İkrazat: Arapça ikraz’ dan türemiştir. İkraz; borç veya ödünç verme, vadesinde iade etmek ve faiz getirmek üzere, çoğunlukla şahıs veya maddi teminat karşılığında ödünç para verme anlamında.

Sürveyan: Gözetmen, gözetici (Kız yurtlarındaki görevlilere verilen isim)

Stenograf: Alfabenin harfleri, noktalama işaretleri, kelimeleri yerine semboller ve kısaltmalar kullanan çabuk yazma sistemiyle kayıt yapan kimse.

Murakıp: Denetlemeyle görevli kimse, murakıp, kontrolör.


"Sıkça Kullanılan Anlamını Bilmediğimiz Kelimeler" Başlıklı Yazımızı Paylaşın:

+ Facebook'ta Paylaş + Tweet'le Google+ Paylaş
Etiketler: , , , ,

Popüler Aramalar; anlamını bilmediğimiz kelimeler ve anlamları, anlamını bilmediğimiz kelimeler, anlamını bilmediğim kelimeler, bilmediğimiz kelimeler ve anlamları, anlamlarını bilmediğimiz kelimeler, anlamanı bilmediğimiz kelimeler, anlamını bilmediğimiz kelimeler bul, anlamını bilmediğimiz kelimeler a harfi, anlamını bilmediğimiz türkçe kelimeler, türkçe anlamını bilmediğim kelimeler, anlamınıbilmediğimkelimeler, hayvanların ayağına nal çakan kişi kimdir, GÜNLÜK HAYATTA KULLANDIĞIMIZ ANLAMAMINI BİLMEDİĞİMİZZ KELİMELER, fıskacı kelimesinin anlamı, eskiden sıkca kullanılar kız isimleri

Yorum Yazın

Sitede Ara