İslama Göre Forex

Müslümanlar için kazandıkları paranın helal oması çok büyük önem taşımaktadır. O kadarki kendi haram yemek zorunda kalsa bile çocuğuna yedirmemeye çalışır. Ancak zaman ilerledi ve insanların yaşam biçimi değişti devletlerin çalışma şekline kadar sermaye, bankalar ve daha bir çok şey şimdi burada forex’in islam için sakıncalarını araştırdık işte
Devamını Oku →

Sponsorlu Bağlantılar


Forex, İngilizce FOReign EXchange (döviz değişimi) kısaltmadır. ülkelerin milli para birimlerinin değişim piyasasıdır. Yani bir çeşit döviz ile başka dövizlerin alındığı veya satıldığı piyasadır. Döviz pariteleri fiyatları burada belirlenir. Piyasanın ana katılımcıları bankalar ve broker şirketleridir. Broker şirketleri müşterilerinin alım/satım isteklerini yerine getirirler.

Bu bakış açısıyla forex’i ele aldığımızda akla gelen ilk soru faiz hükmüne girebilir mi endişesidir.

Paranın para ile değiştirilmesi ya da satılması işlemine İslam hukukunda “sarf akti” denilmektedir. Buna, ister bir paranın ya da dövizin diğeriyle değiştirilmesi, isterseniz satılması diyebiliriz, her iki bedel de peşin olmak şartıyla bu işlem caizdir ve dilediğiniz fiyata alır ya da satarsınız.

Bunu kendi ülkenizde döviz ticareti şeklinde yapabileceğiniz gibi, ülkeler arası da yapabilirsiniz. Yeter ki her iki bedel de peşin olsun.

Hz. Peygamber (sav), para ve para hükmündeki şeylerin satılıp alınması durumunda şöyle söylemiştir: “cinsler değişik olursa, peşin olmak kaydıyla dilediğiniz gibi alıp satabilirsiniz” yani dinimize göre peşin olduğu sürece sorun yok

Ancak faize dikkat etmesi gerekir. Faiz islam dinine göre kesin bir dille haram olduğu beyan edilmiştir. Aşağıda da diyanet işleri başkanlığının faizin haram olduğunu anlatan beyanlarından sonraki değerlendirme kısmı;

İslâm faizi yasaklarken sermayeyi müstakil bir kazanç vasıtası olmaktan çıkarıp emek ile birlikte üretim ve yatırıma girmeye teşvik etmiştir. Toplumda yeni kredi imkânlarını oluşturacak birçok kurumu teşvik etmiş, müslümanları zihnen, ahlâken buna hazırlamıştır. Müslü-manların da gösterilen bu yönde adımlar atıp faiz yerine yeni alternatif sistemler ve kredi imkânları üretmeleri, bu ihtiyacı karşılayacak başka kurumlar oluşturmaları gerekirdi. Bu yapılmadığı sürece gerçek anlamda haksız-lık edilmeyen ve haksızlığa uğranılmayan ideal bir ikti-sadî hayata geçilemeyeceği gibi faiz kapısını zorlayan hileli yollar ve usuller de artacaktır. İslâm, dinî-ahlâkî umdeleri, ilke ve prensipleri, emir ve yasakları ile kendi içerisinde belli bir bütünlüğe sahip olup bunlar birbirini destekleyeci ve tamamlayıcı bir rol ve konuma sahiptir. Faiz yasağı da bu bütünün bir parçası-dır. Toplum, İslâmî hayat tarzına ve anlayışa adapte olup sistem geliştiğinde, haliyle faizin yerini alacak orijinal ve İslâmî ilkelerle çatışmayan müesseseler kurulacak, faize hileli yollardan ulaşmaya ihtiyaç kal-mayacaktır. Müslüman toplumlarda zaman zaman faiz konu-sunda görülen zorlamalar da herhalde bu bütünlüğün sağ-lanamamasından kaynaklanmaktadır. Faizsiz banka modeli de ancak böyle bir ortamda sağlıklı yaşama şansı bulabi-lir.

İslâm ülkeleri de dahil günümüz toplumlarında ahlâkî ve dinî hassasiyetin kaybedilmesine paralel olarak fai-zin hızla yaygınlaşıp iktisadî hayatın âdeta ayrılmaz bir parçası haline gelmeye başladığı acı bir gerçektir. Ancak bundan sadece belli bir kesimin, meselâ faizle borçlanan borçlunun, kredi alan yatırımcının zarar gör-düğünü söylemek doğru olmaz. Faiz maliyete yansıdığından bundan en çok geniş halk kitlesi zarar görmekte, serma-yenin belli ellerde toplanması hızlanmakta, insanlar acımasız ve barbarca bir mücadelenin içine itilmektedir. Öte yandan yüksek faizle alınan kredilerle yapılan yatı-rımlar ve girişilen teşebbüsler beklenen kârı vermedi-ğinde kapatılıp satılmakta, bundan da yine büyük bir kesim zarar görmektedir. Haram kazançla beslenen yeni nesiller dinî emir ve yasaklara karşı daha kayıtsız olmakta, netice itibariyle faiz alanı da vereni de dün-yevî ve uhrevî birçok sıkıntı ve ıstırapla, günah ve perişanlıkla karşı karşıya bırakmaktadır. Şu halde, Kur’ân-ı Kerîm’in ribâ yasağı üzerinde ısrarla durması-nın, bu kötü sonuçların önlenmesi amacına yönelik oldu-ğunu dikkatten uzak tutmamak gerekir.

Ancak, İslâm’ın getirdiği faiz yasağıyla ilgili ola-rak yukarıda özetlenen teorik bilgi ve yaklaşımı genel çerçeve olarak çizmek vazgeçilmez bir önem taşımakla birlikte, konunun günümüz şartlarına uyarlanması ve toplumsal kalkınmada aktif bir öneme sahip sermaye biri-kimi ve yatırımlara finansal kaynak temini problemlerine çözüm bulunması da icap etmektedir. Bu itibarla, çağın biriken problemlerine çıkış yolu ve alternatif çözümler üretmeden sadece “faizin haram olduğunu, faize yol açan hilenin ve faiz şüphesinin de faiz olduğunu” söylemek, haramın aşınması ve aşılması ya da dindar kesimin ekono-mik hayattan uzak durarak pasif ve mütevazi işlerle yetinmesi gibi iki yanlıştan birini yaygınlaştıracaktır. Hatta İslâm toplumlarında müslüman kesimin giderek eko-nomik gücü yitirmiş ve bu gücü gayri müslimlere kaptır-mış olmasının önemli bir sebebi de faiz yasağını anlayış tarzları ve bu yasağın yerini dolduracak alternatif çözümler üretilmemiş olmasıdır.

Faizin İslâm dininde kesin olarak yasaklandığı doğru olmakla birlikte neyin artı değer olduğu, hangi usul ve ölçüde elde edilen fazlalığın faiz olacağı ve yasak kapsamına gireceği tartışma ve yoruma açık bir konudur. Bu sebeple de bu hususta öteden beri farklı ölçütlerin ve yaklaşım farklılıklarının sergilendiği görülür. Diğer bir anlatımla, faizin dinde yasaklanmış olması birtakım hikmetlere mebni ilâhî bir belirleme, bir yönüyle taabbüdî bir hüküm olmakla birlikte faiz yasağının içe-rik ve kapsamı, konunun esasen muâmelât alanına girmesi sebebiyle ictihadî bir nitelik taşır. Bu nedenle bir kimsenin, “günümüzde böyle bir yasağa gerek bulunmadığı-nı hatta faizi yasaklamanın mevcut ekonomik gelişmeler kaşısında doğru bir yol olmadığını” söylemesi İslâm’ın açık bir hükmünü red ve inkâr etmesi anlamına gelir. Buna karşılık bir müslüman âlimin şu veya bu tür bir maddî karşılığı veya artışı faiz saymaması, faiz yasağı-nı inkâr değil, o şeyin bu yasak kapsamına girmediğini belirleme olacağından tamamen farklı bir durumdur. Bu itibarla günümüzde İslâm bilginleri arasında yapılan faiz tartışmalarını ve bu arada ileri sürülen farklı çözüm önerilerini faiz yasağını tanıma-tanımama şeklinde değil yasağın içerik ve çerçevesini belirleme yönünde gayretler olarak nitelendirmek gerekir.

Öyle anlaşılıyor ki, vade farkını faiz dışında müta-laa etmek, enflasyon farkını faiz saymamak, faizsiz banka modelini ve murâbaha usulünü ön plana çıkarmak çok bireysel ve mevziî kalmakta, meseleyi çözmeye yetmemektedir. Bunların faiz sayılması ise hiç çözüm değil-dir. O takdirde iktisadî hayat cendere içine itilmiş ve daha da zorlaştırılmış olacağından birçok örtülü faiz yolu kendiliğinden açılacaktır. Belki daha sağlıklı bir yol, faiz meselesini ilke olarak dinen haram olması itibariyle dinî–şer‘î bir konu, insanın sömürülmesine ve haksız kazanca yol açması yönüyle ahlâkî bir mesele olarak ele almak, muâmelâttan olması, toplumsal hayatı ve hukuk düzenini yakından ilgilendirmesi sebebiyle de pozitif hukuk düzenine ve kanunlaştırmaya taalluk eden bir konu olarak görmektir. Zaten sağlıklı bir İslâm toplumunda da bu tür konular, dinî ve ahlâkî yönüyle ferdi, yasal düzenlemeler itibariyle de mevcut hukuk düzenini ilgilendirdiğinden, İslâm hukukçularının bu konudaki farklı görüş ve önerileri bireye yönelik bir fetva olarak değil, kanunlaştırmaya katkı sağlayacak bir doktrin olarak görülür. Böyle bir süreç başladığında belki de, klasik doktrindeki ölçülerden gerekiyorsa sarfınazar edilip faizin ne olduğu ve ne olması gerekti-ği hususunda iktisatçıların ve diğer sosyal bilimcilerin katkılarını da almak, böylece toplumun geneline yönelik bazı ölçüleri belirlemek mümkün olacaktır. Son çeyrek asır içinde İslâm ülkelerinde faiz konusunda çeşitli konferans ve kongrenin yapılmış ve milletlerarası bazı kararların alınmış olması, bu konuda giderek yoğunlaşıp derinleşen araştırmalar, dinî bilgi ve kaygıya sahip kişi ve mercilerce yapılacak kanunlaştırmalar için de önemli bir adım olabilecek seviyededir



Sponsorlu Bağlantılar

"İslama Göre Forex" Başlıklı Yazımızı Paylaşın:

+ Facebook'ta Paylaş + Tweet'le Google+ Paylaş WhatsApp'ta Paylaş

Etiketler:, , , , , , , , , , ,