2:45 am - Cuma Ekim 31, 2014

Hasan Sabbah Kimdir

Hasan Sabbah Kimdir

tarihinin hemen hemen en karışık döneminde doğmuştur. kesin doğum tarihi bilinmeyen Hassan Sabbah Büyük Selçuklu Devleti zamanında yaşamış olan, tarihin eski ezoterik ve Batıni örgütü fedaayiin (Karşı düşüncedekilere göre de Haşhaşileri) kuran ve ölene kadar liderliğini yapan bir İranlıdır. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir Hasan Sabbah, 17 yaşına kadar Oniki İmam’cı Şii eğitimi almıştır 17 yaşından sonra İsmailliliği benimsemiş ve bölgenin İsmaili önderlerinden eğitim görmüştür. İsmailileri diğer şiiklerden ayıran tek özellik adını altıncı imam Caferi Sadık’ın oğlu İsmail’den almaktadır. İmam Ali, İmam Hasan, İmam Hüseyin, İmam Zeynel Abidin, İmam Muhammed Bakır ve İmam Caferi Sadık’tan sonra gelen yedinci İmam konusunda anlaşmazlık çıktı. şii ve alevilerin büyük çoğunluğu yedinci imam olarak Musa Kazım’ı tanıdı. Bir kısım Şii ve Alevi ise yedinci imam olarak İsmail’i tanıdı.1 Ancak İsmail babasından önce ölmüştür. İsmailiye tarikatı ise İsmail’in ölmediğini ve gizlenmek için ortadan kaybolduğunu, zamanı gelince geri döneceğini savunur. Bunun haricinde Hasan Sabbah’ın bağlı bulunduğu Nizari kolu ise 18. imam Mustansır’dan sonra ise Musta’li değil Nizari’nin gelmesi gerektiğini savunur..
Devamını Oku →

Sponsorlu Bağlantılar


İran’ın Kum kentinde dünyaya gelmiştir. Zamanın önde gelen okulların da okuma şansı bulmuştur. Ailesiyle birlikte Rey şehrine gittiğinde burada Şii inancının önderleriyle temas etmiş ve Şiiliği benimsemiştir. Dini çalışmalarını geliştirmek için Fatimiler’in hakim olduğu Kahire’ye gitmiştir. Bu sırada alamuttan geçmektedir ve zirvedeki alamut kalesini görür ve işte her şey tam olarak o zaman başlar.

Batı tarihinde Hasan Sabbah Marco Polo’nun yazıları ile afyon kullanarak alem yapıp, cinayet işleyen katiller serisi olarak tanıtıldı. Marco Polo’nun bu bölgeleri hiç görmediği sonradan anlaşıldı. Haçlı ordusuna katılan askerlerin hayali anlatımları da bu kanıda etkili olmuştu. Zira Alamut militanları Haçlı ordularına da amansız suikastlar düzenlemişlerdi. Bu şöyle algılandı; bu kadar gözü kara eylem yapma cüretinde bulunan kimse ancak ve ancak afyonlanmıştır. Atlanılan tek şey inançtı. Zira ele geçirilen bir Alamut militanı da olmadı. Yakalanan kimse önce hançeri düşmana, daha sonra da kendisine saplayacak kadar bağlıydılar.

Hasan Sabbah İran’ın muhtelif şehirlerini dolaşarak yıllarca ismaililiği yaymaya çalıştır. İran’ın kuzey taraflarındaki dağlık bölgelerde yaşayan ve devletten bağımsız, kendi başlarına buyruk olan savaşçı bir kavimle yakın temasa geçti. Adamları vasıtasıyla giriştiği faaliyet sonucu buradakileri kendine bağlamayı başardı. Bu arada bölgede yaşayan halkı da önemli ölçüde etkiledi.

Kendine bağladığı güçlerle devlet için tehlike teşkil etmeye başlayan Hasan Sabbah’ın faaliyetleri Selçuklular tarafından dikkatle izleniyordu. Son gelişmeler üzerine Nizamülmülk, Hasan Sabbah’ın tutuklanması emrini verdi ancak, bu mümkün olmadı. Önce Kazvin’e ve oradan da meşhur ’ne giderek buraya yerleşti. ’ni karargah yaptı. Akabinde 1090 yılında İsmaili Devleti’ni kurdu. Sığındığı kalenin ele geçirilmesini önlemek için yeni savunma tedbirleri aldığı gibi, uzun süre kendilerine yetecek miktarda yiyecek stokunu da sağladı.

Dine davet eden ve “dahi” olarak adlandırılan adamları vasıtasıyla faaliyetlerini sürdürdü. İnsanları etkilemek için farklı yöntemlere başvurdu. Böylece Batınilik Hasan Sabbah’ın şahsında yeni bir kimlik kazandı. Dailer önceleri insanları, masum imam adına davet ederken, yeni bir gurup ortaya çıkmaya başladı. Sabbah’a bağlı bu gurup “Haşşaşin” adıyla anılmaya başlandı. Liderlerine olan bağlılıkları haşiş (esrar) içmiş gibi gözü kapalı kabullenmeden ötürü bu isimle adlandırıldıkları belirtildiği gibi, gerçekten de bunlara söz konusu uyuşturucunun verildiği de iddia bile edilmiştir.

Hakkındaki efsaneler ve popülerleştirme

Hasan Sabbah hakkında yazılan birçok popüler eserin aksine konuyu bilimsel olarak değerlendiren eserler de mevcuttur. Bunlardan en önemlisinin yazarı Farhad Daftary’ye göre döneme ait bilgi kaynakları sadece Şii inanca düşmanlık besleyen Sünni kaynaklar ve İslami tarihi hiç anlamayan yanlı Haçlı kaynaklarıdır. Buralardan kaynaklanan yanlış bilgilendirme ve karalama kampanyasının sonucu olarak esrar, haşhaş, intihar fedaileri, bakirelerin gezdiği bahçeler efsaneleri türetilmiştir. Gerçekte varolan ise sağlam bir örgütlülük yapısına dayanan bir vurucu güçtür.Bahsedilen popülerleştirmelerden bazıları:

Haşhaş kullanımı:

Suikast işletmek için militanlarına haşhaş vererek onların zihinlerini avucuna aldığı.Haşhaş kullandıkları iddialarından dolayı karalamak amacıyla haşhaşi adı verilmiştir.

Gösteri amaçlı intiharlar:

Merkezleri, yüksek bir kayalığın tepesinde kurulu olan Alamut Kalesi’ydi. Misafirleri(genel olarak düşmaları)Alamut Kalesi’ne gittiklerinde Hasan Sabbah onları etkilemek ve müritlerinin kararlılığını göstermek için kalenin yukarısında duran müritlerinden üçüne işaret ederek aşağıya atlamalarını istemiş ve onlar da hiç tereddüt göstermeden atlayınca misafirleri bu olaydan oldukça etkilenmişlerdir.Ancak bilinenin aksine müritler genel olarak ölmezdi.Bu tavır o insanların uyuşturucu almadan bunu yapmalarının mümkün olmadığı fikrine götürmüştür. Ayrıca bu rivayet Assassin’s Creed adlı video oyununa konu olmuştur.

Cennet Bahçeleri:

Bu iddiaya göre Hasan Sabbah’ın tarikata yeni giren gençlere, öldükten sonra cennet vaadettiği söylenmektedir.
Ömer Hayyam ve Nizmülmülk ile sınıf arkadaşlığı:

Ömer Hayyam, Nizam-ül Mülk ve Hasan Sabbah’ın sınıf arkadaşları oldukları rivayet edilmektedir.Aralarındaki anlaşmaya göre bu arkadaşlardan kim daha önce yükselir ve mevkii sahibi olursa diğer ikisine yardım edecekti. Nizam-ül Mülk başvezirliğe kadar yükselince Hasan Sabbah’ı da yanına aldı. Ancak Hasan Sabbah zekasıyla sarayın dikkatini çekmişti. Nizam-ül Mülk kendi mevkiisinin tehlikede olduğunu fark etti. Hasan Sabbah’ı oyuna getirerek saraydan kovulmasına neden oldu. Hasan Sabbah Alamut Kalesi’ni kendine üs seçti ve kendi inançlarına ters düşen Selçuklulara karşı mücadelesine başladı. Ancak tüm bunlar hala netlik kazanmış değildir. Çünkü bu üçlünün hiçbir zaman sınıf arkadaşı olmadıkları düşünülmektedir.

Hasan Sabbah’ın Ölümü

1124 yılında ölen Hasan Sabbah öldüğünde arkasında güçlü bir silahlı örgüt ve sadece İran’da değil tüm Mezopotamya’da korkulur bir askeri ve siyasal güç bırakmıştır. Tarikat Moğol istilası yıllarına kadar ayakta kalmıştır. Alamut kalesi ise 1256 yılında civarına gelen Moğol komutanı Hülagû Han tarafından normal yollardan ele geçirilemeyince; o yıllarda yeni keşfedilen petrol; kalenin bulunduğu tepenin altına tüneller kazılarak ve bu tünellerin de içlerinde petrol havuzları oluşturularak ateşe verilerek patlatılmış dolayısıylada imha edilerek ele geçirilmiştir. Pratikte ele geçmesi imkânsız olan oldukça dik, sarp kayalıklar üzerinde kurulmuş olan bu kale; tarihte de pek çok güçlü orduya meydan okumuş konumu ve sert savunması nedeniyle asla ele geçirilememiştir.

Sadece varlığını sürdürebilmek adına bir savaş yürüten Hasan Sabbah ve fedailer örgütü için yüzyıllar önce başlatılan sistematik karalama propagandası halen sürdürülmekte ve bu Batıni ekol, inanç sistemi ve felsefesi tamamen göz ardı edilerek, sadece eylemleri nedeniyle yargılanmakta, yüzyıllar önce yaşananlar, yaşandığı dönemdeki koşullar bir yana bırakılarak, bugünün koşullarında, bugünkü kafa yapısı ile sorgulanmaktadır.


"Hasan Sabbah Kimdir" Başlıklı Yazımızı Paylaşın:

+ Facebook'ta Paylaş + Tweet'le Google+ Paylaş
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Popüler Aramalar; hasan sabbah kimdir, hasan sabah kimdir

Yorum Yazın

Sitede Ara