Efsaneleşmiş Aşklar

Geçmişten günümüze aşkları ile efsaneleşmiş kişilerin hikayelerini merak ediyor musunuz. : Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu ancak onlar aşklarını öyle yaşadılar ki aşklarını tüm dünyaya duyurdular yüzyıllarca süren ve günümüze kadar gelen aşkların yanı sıra günümüzde de yaşanan geleceğe ne kadar taşınır bilinmez ama onlarda aşkları için fedakarlıklar yaptı. İşte
Devamını Oku →

Sponsorlu Bağlantılar


Adem ve Havva

Tarihin ilk ve en ünlü çifti Adem ve Havva insanlığın doğuşunu sembolize ediyor. İnsan neslinin Adem ve Havva’dan türediği inancı dinler tarihinin temel taşlarından biri. Nefertiti ve Dördüncü Amenhotep (MÖ 1349-1336 civarı) Mısır tarihinin en tartışmalı ve en meşhur krallarından biri olan Dördüncü Amenhotep o dönemde halkın kabul ettiği geleneksel dininden ayrılıp tek tanrılı güneşin oğlu inancını Mısıra getiren insan oldu. Adını Akhenaten’e değiştirdikten sonra güzel karısı Nefertiti’yle Thebes şehrinden ayrıldılar, bütün geleneksel ibadet yerlerini yıktılar ve dünyanın en güzel güneş tapınaklarını inşa ettiler. Kısa süre içinde bu köklü dini reformlara karşı bir düşmanlık oluştu. Akhenaten, krallığının 18’inci yılında öldü. Ardından kraliçe Nefertiti’nin de öldürüldüğü iddia edildi.

Leyla İle Mecnun

Leyla ve Kays(Mecnun’un asıl adı) ilkokul yıllarında birbirlerine âşık olmuşlardır. Kısa zamanda her yere yayılan bu aşkı duyan annesi Leyla’yı okuldan alır ve Kays’la görüşmesini yasaklar. Ayrılık ıstırabıyla mahvolan Kays halk arasında Mecnun diye anılmaya başlar. Bu sevda yüzünden çöllere düşen Mecnun’a bir çok kişi Leyla’yı unutmasını söyler; ancak onun için kainat artık Leyla’dan ibarettir ve hiçbir şekilde bu aşktan vazgeçmez. Hatta dedesi onu bu dertten kurtulmak üzere Allah’a yakarması için Kabe’ye götürür; ama o tam tersine derdinin artması için dua eder. Hem Leyla’nın hem Mecnun’un halleri gittikçe perişanlaşmaktadır. Başkasıyla nikahlandırılan Leyla, kocasından kendisini uzak tutmak için bir hikâye uydurur ve bir süre sonra adam ölür. Bu sırada Mecnun çöldedir ve aşkın bin bir türlü cefasıyla yoğrulmaktadır. Dünyayla bütün bağlantısı kesilir ve sadece ruhuyla yaşar hale gelir. Leyla’nın vücudu da dahil olmak üzere bütün maddi varlıklarla ilişkisi bitmiştir. Bir gün Leyla çölde onu bulur ama Mecnun onu tanımaz ve “Leyla benim içimdedir, sen kimsin?” der. Leyla, Mecnunun ulaştığı mertebeyi anlar ve evine geri döner ve üzerinden fazla zaman geçmeden Leyla hayata gözlerini yumar. Mecnun, onun mezarına uzanır ve canından can gitmiş gibi hıçkıra hıçkıra ağlar. Yaratana feryat figan dualar ederek canını almasını, kendisini Leyla’sına kavuşturmasını ister. Duası kabul olur, göklerin gürlemesiyle birlikte Leyla’sına kavuşur

Ferhat İle Şirin

Ferhad bir gezi sırasında Amasya kentinin hükümdarı Hürmüz Şah ile tanışır. Hürmüz Şah Ferhad’ın başına gelenleri dinleyince onu yanına alır. Birlikte Erzen’e giderler. Hürmüz Şah, Şirin’i Ferhad için Mehmene Bânu’dan ister. Mehmene Bânu karşı çıkınca iki hükümdar birbirlerine savaş açarlar. Savaş sırasında Hürmüz Şah’ın oğlu da Şirine âşık olur. Savaş sonunda yenilen Mehmene Bânu her şeyi bırakarak kaçar. Şirin Amasya’ya getirilir. Oğlunun da Şirin’e âşık olduğunu öğrenen Hürmüz Şah güç durumda kalır. En sonunda Ferhad’a başarılması güç bir iş verir ve bu işi başarması koşuluyla Şirin’e kavuşabilceğine söyler. Ferhad, Amasya yakınlarındaki bir dağı delecek ve kente oradan su getirecektir. Ancak bu işi başarırsa Şirin’le evlenebilecektir. Ferhad büyük bir coşku ile işe koyulur ve bir süre sonra işin sonuna yaklaşır. Ferhad’ın bu işi başaracağını anlayan Hürmüz Şah, çalıştığı bir dağda Ferhad’a yaşlı bir kadınla Şirin’in öldüğü haberini yollar. Bu yalan habere inanan Ferhad, Şirin’in ölüm acısına dayanamaz ve dağları deldiği gürzünün canına kıymak amacıyla havaya fırlatır ve yere düşen gürzün altında kalarak ölür. Ferhad’ın ölüm haberini alan Şirin de bir hançerle kendini öldürür. İki sevgiliyi yan yana gömerler.

Markus Antonyus ve Kleopatra (MÖ 41-30)

Jül Sezar’ın bir suikasta kurban gitmesinin ardından Kleopatra gözünü yakışıklı Romalı general Markus Antonyus’a dikti. Markus Antonyus-Kleopatra çiftinin MÖ 40 yılında ikiz çocukları oldu ve MÖ 36 yılında evlendiler. Markus Antonyus karısını Mısır, Kıbrıs ve Girit’in tek hakimi olarak atadı. Markus Antonyus’un gücünü bu şekilde kötüye kullanması Roma Senatosu’nda tartışmalara yol aştı, Antonyus vatan hainliğiyle suçlandı. Önemli bir savaşın kaybedilmesinin ardından çift MÖ 31’de Mısır’a sürüldü. Çaresiz kalan Kleopatra intihar ettiği söylentilerini yaydı. Bu plandan haberi olmayan Markus Antonyus kalbine bir bıçak saplayarak intihar etti. Bunu öğrenen Kleopatra da zehirli bir yılanın kendisini sokmasını sağlayarak hayatına son verdi.

Şah Cihan ve Mümtaz Mahal (1607-1631)

Babür İmparatorluğu’nun altıncı hükümdarı Şah Cihan ve üçüncü eşi Mümtaz Mahal, 1607’de nişanlanıp 1912’de evlendi. Bir isyanı bastırmak için ordularıyla Burhanpur’a giden Şah Cihan’a, dokuz aylık hamile olmasına rağmen her zamanki gibi eşlik eden Mümtaz Mahal, Burhanpur’da Gauhara Begüm adlı 14. çocuğunu doğururken 38 yaşında öldü. Şah Cihan karısı için dünyanın yedi harikasından biri olan, ünlü anıt mezar Tac Mahal’i inşa ettirdi. Mimari eserlerde atalarının tercih ettiği sarı kum taşı yerine Şah Cihan, tutkuyu sembolize eden beyaz mermer kullanılmasını tercih etti.

Napolyon ve Josephine (1795-1810)

Sevgilisinin asıl adı Rose’u beğenmeyen Napolyon ona Josephine ismini vermişti. Napolyon Josephine’e 1796 yılının Ocak ayında evlenme teklif etti ve Fransız ordusuyla gittiği dünyanın her yerinden mektuplar yazdı. Josephine’in sadakatsiz, Napolyon’un da kıskanç olduğu söylentilerine karşın, çift 1804’te Fransa imparatoru ve imparatoriçesi olarak taç giydi. Çift, 1810 yılında Josephine’in kısır olduğu kesinleşince boşandı, çünkü Napolyon başka bir kadınla evlenip bir varis bırakmak istiyordu. Ancak Josephine-Napolyon çifti boşandıktan sonra da iyi ilişkilerini sürdürdü

Franklin Delano Roosevelt ve Eleanor Roosevelt (1903-1945)

Eleanor Roosevelt uzaktan akrabası olan 20 yaşındaki Harvard öğrencisi Franklin Delano Roosevelt’e 1903 yılında kur yapmaya başladı. Çift aynı yıl Kasım ayında nişanlanıp, 1905 yılında evlendi. Rooseveltler, 1921 yılında Campobello Adası’nda tatil yaptıkları sırada Franklin Roosevelt’in kapıldığı hastalık, bacaklarının yaşam boyunca felçli kalmasına neden oldu. Çiftin ilişkisine bir diğer darbeyi de Franklin Roosevelt’in Eleanor Roosevelt’in halkla ilişkiler sorumlusu Lucy Mercer’la yaşadığı ilişki vurdu. Ancak Rooseveltlerin evliliği bu darbelerden sağ çıkmayı başardı. Başkan ve First Lady, 1929’da yaşanan Büyük Bunalım sonrasında uygulanan ekonomi politikaları ve insan hakları için verdikleri mücadeleyle ABD tarihine damga vurdu.

Adolf Hitler ve Eva Braun (1929-1945)

Braun, 17 yaşında bir fotoğrafçı asistanı ve bir model olarak çalışırken Münih’te Hitler’le tanıştı. İlişkileri sırasında iki kere intihara kalkışan genç kadın İkinci Dünya Savaşı sırasında Hitler’in yanında lüks bir hayat yaşadı. Savaşın son günlerinde Üçüncü Reich yıkılırken Hitler’e sadakat yemini etti. 29 Nisan 1945’te evlendikten 40 saat sonra siyanür içerek intihar ettiler. Hitler’le birlikte kamu içine çok fazla çıkmadığından olsa gerek, Almanlar ölümüne kadar Braun’un varlığını öğrenememişlerdi

Frida Kahlo ve Diego Riviera (1929-1954)

Frida Kahlo, Diego Riviera’yla ilk tanıştığında henüz sanat öğrenimini sürdüren ve bu ünlü duvar ressamından tavsiyeler almak isteyen genç bir kızdı. Riviera evli olmasına rağmen Kahlo ile flört etmeye başladılar. 1929 yılında evlendiklerinde Kahlo 22, Riviera ise 42 yaşındaydı. Kahlo’nun ne ailesi ne de arkadaşları bu birlikteliği onaylamıştı. Hatta çifte “fil ve güvercin” diyorlardı. Hem Riviera’nın hem de Kahlo’nun dengesiz kişilikleri hem de sayısız sadakatsizlikleri dolayısıyla çiftin evliliği sorunlarıyla ün yaptı. 1939’da boşandılar ancak bir yıl sonra yeniden evlendiler. Çiftin ikinci evliliği de ilk evliliği kadar fırtınalı oldu. Her ikisi de hayatları boyunca dünyanın her yerinden sanatseverlerin beğenisini kazanan önemli ressamlar olarak tanındı.

Bonnie Parker ve Clyde Barrow (1930-1934)

Tarihin en ünlü mafya çifti olan Bonnie ve Clyde’ın hayatı 1967’de Oscar’a layık görülen başrollerinde Warren Beatty ve Faye Dunaway’in olduğu “Bonnie and Clyde” isimli filme de kaynaklık etmişti. Büyük Buhran’ın en ağır hissedildiği 1932 ile 1934 yılları arasında Bonnie ve Clyde’ın çetesi küçük hırsızlıklar yapan bir gruptan, ülkenin her yerinde düzenledikleri banka soygunları ve işledikleri cinayetlere tanınan bir çete haline geldi. İşledikleri suçlara basında romantik bir gözle bakılsa da çetenin ikisi polis en az 13 kişiyi öldürdüğü iddia eldi. Bonnie ve Clyde’ın macerası 23 Mayıs 1934’te Louisiana’da bir dostlarının ihanetinin ardından polisin pususunda vurularak ölmeleriyle sona erdi.

Humphrey Bogart ve Lauren Bacall (1943-1957)

Bogart ve Bacall, 1943 yılında “To Have or Have Not” filminin setinde tanıştı. O dönemde 19 yaşında olan Bacall annesiyle yaşarken 44 yaşındaki Bogart da Mayo Methot’la evliydi. Çift 1945’te evlenip iki çocuk sahibi oldu, Bacall’ın babası 1957’de kanserden ölene kadar da ayrılmadı. Bogart, hayatyı boyunca yaptığı dört evlilikten sadece Bacall’a olanın kendisine mutluluk getirdiğini söylerdi. 1955 yılında Las Vegas’ın ünlü aktörler ve caz müzisyenlerinden oluşan grubu Rat Pack’in kuran Bogart ve Bacall’ın en tanınmış filmleri arasında “The Big Sleep”, “Dark Passage” ve “Key Largo” var.

Juan Domingo Peron ve Eva Peron (1944-1952)

Şarkıcı ve aktris Eva, Albay Peron’la Buenos Aires’te bir hayır kurumunun gecesinde tanıştı. Bir sonraki yıl evlendiler. Albay Peron 1946’da Arjantin Devlet Başkanı oldu. Sonraki altı yılda Eva (ya da halkın değişiyle Evita) Peron yanlısı işçi sendikalarının gözbebeği haline geldi. Kocasının Peronist politikalarının uygulanmasına fazlasıyla hizmet eden Eva Peron sağlık ve çalışma bakanlığı görevlerini de sürdürdü. Evita, ülkesinde kadınların oy hakkı elde etmesi için çok çaba gösterdi. 1951’de Başkan Yardımcılığına, 1952’de de Ulusun Ruhani Lideri mertebesine layık görüldü. Bu ünvanı elde ettikten kısa bir süre sonra 33 yaşında kanserden öldü. Juan Peron da 1955’te bir darbeyle devrildi ve İspanya’ya kaçtı.

Prens Rainier ve Grace Kelly (1955-1982)

Grace Kelly, Prens Üçüncü Rainier’yle 1955 yılının Nisan ayında Cannes Film Festivali, ABD delegasyonunun başı olarak Monako’ya gittiği zaman tanıştı. Oscar ödüllü aktris ve genç prensin bir yıl süren flört dönemi dev bir düğünle noktalandı. Televizyonlardan canlı yayımlanan ve dünya çapında 30 milyon kişi tarafından izlenen düğünden sonra Kelly Monako Prensesi oldu. Kelly sinema kariyerine son verdi, Prens Rainier de eşinin filmlerinin Monako’da yayınlanmasını yasakladı. Çiftin üç çocuğu oldu: Prens Albert, Prenses Caroline ve Prenses Stephanie. Kelly, 13 Eylül 1982’de trajik bir trafik kazasında hayatını kaybettiğinde 52 yaşındaydı.

Maria Callas ve Aristotle Onassis (1957-1968)

Ünlü Yunanlı armatör Onassis, ile Manhattan’da yaşayan Yunan göçmeni bir ailenin kızı olan dünyaca ünlü soprano Callas 1957’de gazeteci Elsa Maxwell’in evinde verilen bir partide tanıştı. O dönemde her ikisi de evliydi. İki yıl sonra eşleriyle çıktıkları bir yat gezisinde Onassis, Callas’ı baştan çıkarmayı başardı. Eşlerinden boşanan iki isim, Onassis’in ölümüne kadar süren fırtınalı bir yaşadı. Onassis’in sadakatsizlikleri, özellikle de Jacqueline Kennedy’le olan ilişkisi gündemden hiç düşmedi. Ancak yazar Nicholas Gage’in anlattıklarına göre, Onassis, Kennedy’le evlenmeden iki gün önce bile Callas’a birlikte olmak için yalvardı.

Barbie ve Ken (1961-?)

Bazılarına göre mükemmel fizikleriyle, bazılarına göre anatomik olarak kusurlu vücutlarıyla ilişkilerini yıllardır sürdürüyorlar. İdeal bir çift mi dersiniz yoksa sıkıcı mı orası tartışılır ama Barbie ve Ken, 1961’den bu güne beraberler.

John Lennon ve Yoko Ono (1968-1980)

Ono ve Lennon, 1966 yılında Ono’nun Londra’da bir sanat galerisinde düzenlenen sergisinin ön gösteriminde tanıştı. Bir yıl sonra başlayan ilişkilerin, Lennon’ın eşi Cynthia’nın açtığı boşanma davasının ardından 1969’da evlilikle noktaladılar. “Two Virgins” albümü ve “Give Peace a Chance” şarkısı dahil pek çok projede birlikte yer aldılar, ABD’nin Vietnam Savaşı’nı protesto etmek amacıyla bir hafta boyunca yattıkları yerden basın toplantıları yaptıları “Bed-ins for Peace” eylemini düzenlediler. Beatles’ın dağılmasından sonra New York’a taşınan çiftin oğulları Sean Ono Lennon da 1975 yılında burada doğdu. Lennon, 8 Aralık 1980’de evinin önünde öldürüldü. Ono, Lennon’ın anısına Central Park’ta Strawberry Fields Memorial, Japonya’da John Lennon Müzesi’ni, İzlanda’da Imagine Peace Tower’ı kurdu.

Homer Simpson ve Marge Bouvier (?)

Hiç kimse onların bunca yıl evli kalacağını düşünemezdi. İlk kez 10 yaşındayken bir yaz kampında tanışan, daha sonra birlikte Springfield Lisesi’ne giden Homer ve Marge, mezuniyet balosundan beri beraberler. Lisedeyken Marge büyük planları olan genç bir feminist, Homer ise yemek, uyumak ve bira içmekten başka bir şey düşünmeyen bir tembeldi. Ancak göbeği kadar büyük kalbi ve sevimli sakarlıkları’yla Homer zamanla Marge’ın kalbini kazanmayı başardı ve onu baloya birlikte gideceği Artie Ziff’in ellerinden çalmayı başardı. Evlendikten sonra sadece kocasının soyadını değil genlerini de alan Marge ve Homer’ın birbirinden ilginç üç çocuğu var: Bart, Lisa ve Maggie. Yıllar geçti ama iyi günde, kötü günde aşkları gücünü hala koruyor.



Sponsorlu Bağlantılar

"Efsaneleşmiş Aşklar" Başlıklı Yazımızı Paylaşın:

+ Facebook'ta Paylaş + Tweet'le Google+ Paylaş WhatsApp'ta Paylaş

Etiketler:, , , , , , , , ,