Edirne’de Gezilecek Yerler

’de gidilmesi gereken yerler, ’ye gittiğinizde mutlaka görmeniz gereken yerler, Edirnede gezilip görülesi yerler nerelerdir? , Marmara Bölgesi’nde yer almaktadır. Traklar tarafından kurulan şehir çok eski bir kültürü bünyesinde barındırmaktadır. Osmanlı Devletinin ikinci başkenti olması nedeni ile de ayrı bir öneme sahip olan şehir müzeleri ve doğal güzelliği ile çok güzel bir şehirdir. il merkezi tarihi yapılarını korumayı bilmiş ve gezilebilecek şehirdir. Kentte özellikle görülecek yerler arasında Roma – Bizans dönemi ve Osmanlı – Türk dönemlerini bir arada görebilirsiniz.

Devamını Oku →

Sponsorlu Bağlantılar

’de Gezilmesi Gereken Yerler

Edirne Sarayları ve Sarayiçi

Edirne’nin fethinden sonra ilk saray Sultan I.Murat tarafından 1365 yılında şimdiki Muradiye Küçükpazar ile Kırlangıç Bayırı arasında bulunduğu söylenen ve adına Kavak Meydanı denilen alanda yaptırılmıştı. Ancak daha sonra Sultan II.Murat tarafından Tunca Adasını da içine alan bölgede Tunca’nın batısında bir ikinci saray inşaatı başlatılmış; Fatih Sultan Mehmet geliştirerek büyütmüştür. Bu Saray Saray-ı Cedid-i Amire, diğer ilk saray ise Saray-ı Atik olarak adlandırılır.

İkinci Saray’ın kapladığı alan 3.000.000 metrekaredir. Bu saray başşehrin İstanbul’a taşınmasından sonra da başta Fatih olmak üzere padişahların ilgi alanında kalmayı sürdürmüş, padişahların çoğu burada ikamet etmişlerdir. Günümüzde Kırkpınar güreşlerinin de yapıldığı bu saray alanına Edirneliler Sarayiçi adını vermişlerdir.

Bir zamanlar İkinci Saray’ın çok geniş avlak ve ormanlara sahip olduğu ve içinde bir Saray Bahçesi (Hadika-i Hassa) bulunduğu bilinmektedir. Günümüzde bu alandan yalnızca Tunca Adası içindeki 58 hektarlık Tavuk Ormanı denilen parça kalmıştır.

Tavuk Ormanı’nda Av (Bülbül) Köşkü ,Padişah IV. Mehmet (Avcı Mehmet) tarafından 1671 yılında yaptırılmış olup; bugün küçük bir eki ayaktadır. Bülbül Köşkü olarak da anılmaktadır.

Adalet Kasrı – 1562 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan Adalet Kasrı, Selçuklu Mimari tarzında ve taştan inşa edilmiştir.

Fatih Köprüsü’nden kuzeye bakıldığında Saray’dan geriye kalan son parçaları :Solda Saray Mutfakları, ortalarda Babüssade (Saray’ın

Saadet Kapısı) Babüssade’nin sağ yanında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan ve Cem Sultan’ın doğduğu yer olan Cihannüma (Has Oda) Kasrı’dır.

Bu Kasr (Köşk) yedi katlı olarak yapılmıştır. En üstte Cihannüma Odası bulunur. Edirne Saray’ının en büyük Kasrıdır ve en geniş alana yayılanıdır. Cihannüma’nın sağ tarafında Kum Kasrı Hamamı bulunur.

Alipaşa Çarşısı (Kapalı Çarşı)

Edirneliler’in daha çok Kapalı Çarşı adıyla andıkları Ali Paşa Çarşısı, Kanuni Sultan Süleyman’ın son yıllarında dört yıl kadar Sadrazamlık yapan Hersekli Semiz Ali Paşa tarafından 1569 yılında Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Bir söylentiye göre Kırklareli’nde yapılacak bir camiye gelir temin etmek amacıyla yaptırılmıştır. Yapılmasındaki bir maksat da kıymetli eşya satan (altın, gümüş vb.) ticaret erbabını bir çatı altında toplamak ve bu ticaret erbabının korunmasını sağlamaktır. Kaynaklara bakıldığında; her gece

yüz adet bekçinin çarşıyı beklediğinden bahsedilmesi , söz konusu ticari ürünlerin ne kadar değerli olduğunun göstergesidir. Çarşının bir özelliği de kemerlerinin kırmızı-beyaz taştan yapılmış olmasıdır. Edirne’nin ticari hayatı

bakımından yerli yabancı turistlerin akınına uğrayan Alipaşa Çarşısı’nda 130 dükkan ve 6 kapı bulunmaktadır.

Arasta Çarşısı

Sultan III.Murat zamanında Selimiye Camisi’ne gelir sağlamak amacıyla yaptırılmıştır. 225 metre boyunda, 73 kemerli ve 4 kapılıdır. 124 dükkan mevcuttur.Son dönemlerde Edirne ticari hayatında tekrar önem kazanmaya başlamıştır. Turistik eşya satan dükkanlar çoğunluktadır. Selimiye Camisi’ni ziyarete gelen yerli ve yabancı turistlerin de tercih ettikleri bir alışveriş noktasıdır.

Binanın ortasındaki kubbe “Dua Kubbesi” olarak bilinir. Dükkan sahiplerinin her sabah burada toplanıp doğru iş yapacaklarına dair yemin ve dua etmeleri nedeniyle böyle adlandırılmıştır.

Rüstempaşa Kervansarayı

Kent merkezinde Eski Cami’nin hemen arkasındadır. Kanuni Sultan Süleyman’ın Sadrazamı Rüstem Paşa tarafından,1561′de Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Avlulu bir handır. Dikdörtgen avlunun çevresinde iki kat halinde 102 oda yer alır. Katların avluya bakan yüzleri revaklıdır. Uzun kenarında karşılıklı olarak yukarı çıkan merdivenleri vardır. Üst kat pencere ve kapı kemerlerindeki tuğla ve süsleme ilginçtir. Ön cephelerde 21 adet dükkan bulunur. Bu dükkanlar Kervansaray’a gelir getirmek amacıyla yapılmıştır.

1972 yılında Otel haline getirilmiştir. Bu restorasyonda gösterilen başarı nedeniyle de Ağa Han Mimarlık Ödülü kazanılmıştır.

İttihat ve Terakki Kulübü Binası (Halk Eğitim Merkezi)

Selimiye’nin doğusundaki mezarlıktan açılan kapıdan çıkarak yaklaşık 100 metre ötede, yakın tarihimizin ilginç bir dönemi sayılan İttihat ve Terakki Partisi’ne ait tarihi yapıyı ulunmaktadır. Bu örgütün en renkli lideri Talat Paşa’nın da Edirneli olduğu ve İttihat ve Terakki’nin örgütlenme sürecinde önemli yeri bulunduğu anımsanırsa; bina farklı bir ilginin de odak noktası olarak görülebilir.

Tavan süslemeleri görsel zenginlikler sunar.1918 yılında İttihat ve Terakki kapatılınca bu bina bir süre Cemaat-i İslamiye Dairesi yapılmış, 1930′da Atatürk’ün emriyle onarım görmüştür.

Hafızağa Konağı

Kereste ve inşaat malzemesi Romanya’dan getirilen bu bina sahibinin asıl adı Hafız Mehmet’tir. Bu binada İttihat ve Terakki Partisi’nin cemiyet olarak kuruluş döneminde gizli toplantılar yapıldığı ve toplantılara Talat Paşa ve İsmet Paşa’nın (İnönü) ilk subaylık döneminde katıldığı söylenir.

Türk İslam Mimarisi’nin tipik bir örneği durumundaki bina Edirne Valiliği’nce 2002 yılında onarılıp restore edilmiştir. Şu anda Konak Edirne Kent Müzesi haline getirilmiş olup, Edirne kent tarihine ilişkin çok değerli belgeler ve eserler sergilenmektedir.

Sarayiçi Balkan Savaşı Şehitliği

Sarayiçi Balkan Savaşı Şehitliği, Balkan Savaşı’nda düşman işgaline karşılık verilen 300.000 şehit ve 1913 yılında Sarayiçi’nde aç ve susuz bırakılarak öldürülen 20 bin şehit anısına yaptırılan bir anıttır. Kültür Bakanlığı tarafından düzenlenen bu şehitlikte, Türkiye’nin her köşesinden isimler bulunmaktadır.

Aynı alanda, 1939 yılında yapılan Balkan Şehitleri Anıtı da yer almaktadır.

Lozan Anıtı ve Müzesi

Edirne Karaağaç Semtinde bulunan Trakya Üniversitesi Rektörlüğü alanı içerisinde yer almaktadır. Lozan Anlaşması ile Karaağaç’ın tekrar Türk topraklarına kazandırılmasını ve Lozan Anlaşmasında kazanılan diplomatik zaferi temsil etmektedir. Anıtın bitişiğinde ise Lozan Müzesi bulunmaktadır.

Lozan Anıtı üç yüksek sütundan oluşur. Birincisinin yüksekliği 36.45 metredir ve Anadolu’yu sembolize eder. İkincisi 31.95 metredir ve Trakya’yı simgelemektedir. Üçüncüsü ise 17.45 metre uzunluğu ile Karaağaç’ın simgesidir. Beton çember, birliği, genç kız figürü; estetik, zerafet ve hukuku,kızın elindeki güvercin barış ve demokrasiyi, diğer elindeki belge de Lozan Anlaşmasını sembolize eder.

Anıtın yanında bulunan Lozan Müzesi, günün her saatinde ziyarete açıktır. Lozan Anıtı son yıllarda Edirne’nin en çok ziyaret edilen noktalarından olup, Kurtuluş Savaşımızın bir özeti, gururumuzun ve barışa dönük çağrımızın göstergesidir.

Dolmenler – Menhirler (Taş Mezarlar)

Lalapaşa İlçesinde İ.Ö. 2000 li yılların sonları ile 1000 li yılların başlarına tarihlenen Dolmen ve Menhir adı verilen taş mezarlar bulunmuştur. Yapılan kazılarda mezar içlerinde bazı araçlar (Gözyaşı şişesi,madeni takılar) bulunmuş olup, bunlar Edirne Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi’nde sergilenmektedir.

Selîmiye Câmii: Tek kubbe ile dört minâresi olan câmi, Mîmâr Sinân’ın en güzel eseridir. Gerçek bir sanat şâheseridir. Sultan İkinci Selim devrinde 1569’da başlayıp, 6 senede yapılmıştır. Mermer işlemeler ve İznik çinileri câmiye ayrı bir güzellik katar. Minâreleri üç şerefelidir.

Eski Cami (Cami-iAtik – Ulu Cami)

Edirne’de Osmanlılar’dan günümüze ulaşmış en eski anıtsal yapıdır. 15. yüzyılda yapılmış cüsseli camilerin en önemlisidir. Aynı zamanda Devletin büyümesinin de simgesidir. 1403′te Sultan I.Süleyman tarafından yapımına başlanmış, Çelebi Sultan Mehmet zamanında 1414′te bitirilmiştir.Mimarı Konyalı Hacı Alaaddin, kalfası Ömer İbn İbrahim’dir.

İç mekanda yalnızca dört paye oluşu yapıya ferah bir görünüm verir. Bu özelliğiyle Osmanlı mimarisinde Mekanın birleştirilmesi yönünden yeni bir aşamayı oluşturur. Paye ve duvarlarda yer alan iri ak yazılar ve Barok Süsleme, mekan etkisini zayıflatır.

II. Murat döneminde Edirne’ye gelen ve Camiye girerek vaaz verdiği Söylenen Hacı Bayram Veli’nin anısına duyulan saygı nedeniyle vaaz Kürsüsü imamlarca kullanılmaz.

Ayrıca Kabe’den getirildiği rivayet edilen ve mihrabın sağında bulunan Kabe Taşı, özel bir ziyaret noktasıdır. Bu taşın önünde iki rekat namaz kılanların duaları kabul edilir şeklinde bir inanç yaygındır. Eski Cami Edirne’de duaların kabul edildiği dört yerden biri olarak bilinir.

Osmanlı Padişahlarından II. Ahmet ve II. Mustafa’ya bu camide “Kılıç Kuşanma” törenleri yapılmıştır.

Üç Şerefeli Cami

1443-1447 arasında, Sultan II.Murat yaptırmıştır. Cami Osmanlı sanatında erken ile Klasik dönem uslübu arasında yer alır.

Revak kubbelerindeki özgün kalem işleri, Osmanlı Camileri’ndeki en eski örneklerdir. Camiye adını veren üç şerefeli anıtsal minare, 67.62 m. yüksekliğindedir. Her şerefeye ayrı yollardan çıkılması ilginçtir. Minare gölgesi kırmızı taştan zikzaklar ve ak karelerle devinim kazanmıştır.

Osmanlı Mimarisinde yeni bir çığır açan bu cami bazı özellikleriyle, ilklerin de sahibi durumundadır. Örneğin; Üç Şerefeli, Selçuklu Mimarisindeki çok kubbeli dönemden tek Kubbeli döneme geçişin ilk denemelerindendir.

Dört minaresinin biri üç, biri iki, ikisi birer şerefeli olup; baklavalı, şişhaneli, çubuklu ve burmalı motif üsluplarıyla bezenmiştir.Camiye adını veren üç şerefeli minare, Selimiye yapılana kadar minarelerin en büyüğü kabul edilirdi.

Şerefelerine üç ayrı yoldan çıkılır. Bu tarzıyla bir ilktir ve birinci merdiven, bir ile üçüncü şerefeye, ikinci merdiven ikinci ile üçüncüsüne, üçüncü merdiven ise; doğrudan üçüncü şerefeye götürür.

Murâdiye Câmii: İkinci Sultan Murad, Varna’da Haçlı ordularını yenince Edirne’ye dönüşte bir şükür ifâdesi olarak bu câmiyi yaptırdı.

Hicrî 839 (M.1435) senesinin 10 Muharrem günü ibâdete açıldı.OrhanBeyin Bursa’da yaptırdığı câmi örnek alınmıştır. Kalemkar işçiliği ve çinileri ile gerçek bir şâheserdir. Çinili ilk minâresi 1572 depreminde yıkılmış ve 1754’te Birinci Mahmud çinisiz bugünkü tek şerefeli minâreyi yaptırmıştır.Câminin iki büyük kubbesinin arasında bulunan kemer kalem işlemeleriyle, duvarlar çiçek motifli çinilerle süslüdür.

Eski Câmi: Çelebi SultanMehmed devrinde, 1414 yılında yapılmıştır.Mîmârı,Konyalı Hacı Alâeddîn’dir.Yazılar sanat bakımından çok değerlidir.Hâcı BayramVelî hazretlerinin vaaz verdiği kürsü hâlen durmaktadır. 1748 yangını ve 1752 depreminden zarar görmüş olup Birinci Mahmud tâmir ettirmiştir.Yanındaki bedesten câmiye vakıf olarak yapılmıştır.Osmanlı mîmârisinin bütün özelliklerini taşır.

Şah Melek Câmii: 1429 da Şah MelekPaşa tarafından yaptırılan tek kubbeli ve tek minâreli bir câmidir. Çinileri fevkalâdedir.

İkinci Bâyezîd Câmii: Sultanİkinci Bâyezîd tarafından 1488’de Mîmar Hayreddîn’e yaptırılmıştır. Büyük bir câmidir. Dârüşşifâsı vardır. Burada akıl hastaları, su sesi, psikolojik telkin, meşgûliyet ve ilâçla tedâvi edilmiştir.Câminin külliyesi 7 bölümdür.

Beylerbeyi Câmii: Rumeli Beylerbeyi Yûsuf Paşa tarafından yaptırılmıştır. Küçük bir câmidir. İçi kalem süslemeleriyle bezenmiştir.

Defterdar Câmii: 1576’da Defterdar Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. 1572 depreminde kubbesi yıkılmış ve 1872’de Hacı Rûşen kubbe yerine çatı yaptırmıştır. Sonradan yeniden kubbe yapılmıştır.

Yıldırım Câmii:Edirne’de bulunan en eski câmidir. Yıldırım Bâyezîd 1400 senesinde yaptırmıştır. Dördüncü Haçlı Seferinde yapılan bir katolik kilisesinin temelleri üzerine inşâ edilmiştir. Yanındaki Hasan Çelebi Sebili, en eski sebildir. Birinci Murad’ın oğlu Şehzâde Ahmed’in türbesi bu câmi yanındadır. 1878’de Ruslar câminin çinilerini ve mermerlerini sökmüşlerdir. Yanında imâret ve hamam vardır.

Şeyh Çelebi Câmii: Mîmar Sinân’ın eseridir. Minâresi yıldırımla yıkılmıştır. Akustiği ve kubbe süslemeleri çok değerlidir.

Gâzi Mihal Bey Câmii: Gâzi Mihal Bey 1422’de yaptırmıştır. Türbesi de buradadır. İmâret ve şadırvanı vardır.

Süleymâniye Câmii: Kânûnî Sultan Süleymân Hanın vezirlerinden Süleymân Paşa yaptırmıştır.Tunca Nehri kenarındadır.

Ayşe Kadın Câmii: Çelebi Sultan Mehmed’in kızı Ayşe Hâtun yaptırmıştır. Tek kubbeli şirin bir câmidir.

Şûle Çelebi Câmii: 1560 senesinde Şûle Çelebi tarafından yaptırılmıştır. Kirişhane semtindedir.

Sitti Sultan Câmii: 1482’de Fâtih’in eşi Sitti Sultan yaptırmıştır. Devrin mîmârî özelliklerini aksettirir. Yanında Merzifonlu Kara Mustafa Paşanın sarayı (konağı) bulunuyordu.

Mezitbey Câmii (Yeşil Câmi): Mezitbey isimli bir kahraman yaptırmıştır.Minâresi yeşil çinilerle süslüdür.

Lari Çelebi Câmii: 1514’te Lari Çelebi tarafından yaptırılmıştır. Devrin bütün mîmârî özelliklerini taşır.

Kâdı Bedreddîn Câmii: 1530’da tek kubbeli olarak inşâ edilmiş ve depremlerde zarar görmüştür.

Edirne Müzesi

Edirne’de ilk Müze Arkeoloji Müzesi adı altında 1925 yılında Atatürk’ün emriyle Selimiye Camisi Avlusu içinde bulunan, 1569-1575 yılları arasında Selimiye Camisi ile beraber yapılan ve Mimar Sinan’ın eseri olan Dar-ül Kurr’a Medresesinde açılmıştır.

Edirne Osmanlı İmparatorluğu’na yaklaşık 92 yıl başkentlik ettiğinden, saray, halk sanatını etkilemiş ve etnoğrafya açısından zenginleştirilmiş, bu nedenle, ikinci bir müzeye ihtiyaç duyulmuştur.

Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi

Kentin en çok eser barındıran müzesidir. Etnoğrafya Bölümü ve Arkeoloji Bölümü olmak üzere iki ayrı bölümden oluşur.

II.Beyazid Camisi veKülliyesi (II.Beyazid Kompleksi)

Tunca Nehri kıyısında bulunan külliye Edirne’nin en önemli yapıtlarındandır. Cami, tıp medresesi, imaret, darüşşifa, hamam, mutfak, Erzak depoları ve öbür bölümleriyle geniş bir alana yayılmıştır.Sultan II.Beyazıd’in 1484-1488 yılları arasında yaptırdığı külliyenin mimari Hayreddin’dir. Çok etkileyici bir görünümü olan külliye küçüklü büyüklü yüze yakın kubbeyle örtülüdür.

Cami’nin batısında Darüşşifa ve Tıp Medresesi bulunmaktadır. Külliye bütünüyle, Kültür Tarihi yönünden önemlidir.Padişah II.Beyazıd tarafından kurulan bu külliyenin (sitenin) temel amacı Edirne’yi bir Darüşşifaya(Hastaneye) kavuşturmaktır. Sitenin ana merkezi Darüşşifa olup; Tabhane (Misafir ve Dinlenme Yeri), Tıp Medresesi (Temel Bilimler Fakültesi), Cami, İmaret (mutfak, yemekhane, depo,) Köprü, Hamam, Un Değirmeni, Su Deposu, Sübyan Mektebi, Mehterhane, Muvakkithane (günün saatlerini ve takvimini bildirir) gibi üniteler Darüşşifayı destekleyen sosyal, dini ve kültürel nitelikli yerlerdi.

Darüşşifa – Külliyenin Merkezi Üç bölümden oluşur: Birinci bölümde poliklinikler, özel diyet mutfağı ve personel odaları bulunmaktadır. İkinci bölüm ilaç deposu ve üst düzey personele aittir. Üçüncü bölümde 6 kişilik ve 4 yazlık yatak odası ile bir müsiki sahnesi bulunur Binanın her tarafından dinlenebilen konserler kadar; su sesi ve güzel kokulardan yararlanarak ruh hastalarının tedavisi yoluna gidilirdi.

Bu noktada önemli sayılan bir olgu; aynı yılarda Avrupa’da delilik denilen hastalık durumlarında hastanın “Şeytandır” gerekçesiyle yakılmasıdır. Bu hastahanede, zincire vurulması gereken akıl hastalarına, paslı demirin olumsuz etki yapma olasılığı düşünülerek bu demir aksam altın ve gümüşle yaldızlanmıştır . Külliye son dönemde, Trakya Üniversitesine devredilmiş ve üniversite tarafından düzenlenerek Kültür Bakanlığının ve Ruh Hastaları Redaptasyon Derneğinin de katkılarıyla Müzeye dönüştürülmüştür. Sağlık Müzesi adıyla anılan sözkonusu oluşum; Avrupada geçtiğimiz yıllarda “Yılın Müzesi” ödülünü almış olup, Yabancılar tarafından en çok ziyaret edilen tarihi mekanımız haline gelmiştir.

Saatli Medrese: Üç Şerefeli Câminin avlusundadır. On beşinci asırda İkinci Murad Han tarafından yaptırılmıştır. PeyklerMedresesi: On beşinci asırda Fâtih Sultan Mehmed Han tarafından yaptırılmıştır. İki renkli kapısı çok ilgi çekicidir.

Rüstem Paşa Kervansarayı: 1561’de Sadrâzam RüstemPaşa tarafından MîmarSinân’a yaptırılmıştır.Kâgir ve iki katlı 102 odalı ve geniş salonlu bir kervansaraydır.

Ayşe Kadın Kervansarayı: On yedinci asırda Ekmekçioğlu Ahmed Paşa tarafından yaptırılmıştır.Mîmarları SedefkârMehmedAğa ile Edirneli Hacı Şaban’dır. Tek katlıdır. Mermer işçiliği çok kıymetlidir.

Ali Paşa Çarşısı: 1560’ta Hersekli SemizAli Paşa tarafından Kânûnî Sultan Süleymân’ın Babaeski’de yaptırdığı câmiye vakıf olarak yaptırılmıştır. Mîmar Sinân’ın eseridir. İstanbul’daki Kapalı Çarşıya benzer. 1992 yılında çıkan yangınla kullanılmaz haldedir.

Bedesten: Eski Câmi yanındadır. 1414’te Birinci Murad tarafından yaptırılmıştır.Konyalı Mîmar Hacı Alâeddîn’in eseridir.On sekizinci asra kadar önemli bir alış-veriş merkeziydi. Hâlen kapalı çarşı olarak kullanılır.

Taşhan: Sokullu Mehmed Paşa, Mîmar Sinan’a yaptırmıştır.

Darülhadîs: 1435’te İkinci Murad tarafından medrese olarak yapılmıştır. Minâre ilâve edilerek câmi hâline getirilmiştir. BalkanHarbinde Bulgarlar topçu atışı ile minâresini yıktılar. Câminin yanındaki türbelerde İkinci Murad’ın iki oğlu ile Üçüncü Mustafa ile Üçüncü Ahmed’in çocuklarının kabirleri vardır.

Darüttedris: 1574’te Selîmiye Câmii bahçesine İkinci Selim yaptırmıştır.MîmarSinân’ın eseridir. 1935-1971 arasında Arkeoloji Müzesi, 1971’den sonra Türk-İslâm eserleri müzesi olmuştur.

Edirne Saray-ı Hümâyunu (Yeni Saray): Osmanlı devrinin Topkapı’dan sonraki en büyük sarayıdır. Tunca Irmağı kenarındadır. On yedinci asırda bu sarayda yaşayan nüfus 10 bin kişi idi.Zamanımıza ancak bir kısmı gelebilmiştir.

Eski Saray (Saray-ı Atik): Birinci Murad tarafından 1367’de yaptırılmıştır. Eski askerlik idâresinin bulunduğu arsada olduğu tahmin ediliyor.

Gâzi Mihal Köprüsü: Şehrin batısında Tunca Nehri üzerindedir. Bizans döneminde yapılan köprüyü, 1420’de Gâzi Mihal Bey yeniden yapılırcasına tâmir ettirmiştir. Köprü 766 m uzunlukta, 27 gözlü ve üç bölümlüdür. 1544’te Kânûnî Sultan Süleymân tarafından ikinci kez tâmir ettirilmiştir.

Saraçhâne Köprüsü: Şehrin kuzeybatısında Tunca Nehri üzerinde, 1451’de devlet adamlarındanŞehâbeddîn Paşa tarafından yaptırılmıştır. 120 m uzunlukta, 5 m genişlikte, 11 ayaklı ve 12 kemerlidir.

Bâyezîd Köprüsü: Bâyezîd külliyesi yakınındadır. 1488’de İkinci Bâyezîd’in MîmârHayreddîn’e yaptırdığı zannedilmektedir.Üç gözlü, 34 m boyunda, 4.40 m genişliktedir.

Saray Köprüsü: Saray içinde, Tunca Nehri üzerindedir. Edirne’den Sarayiçi’ne geçilen tek köprüdür. 60 m uzunluğunda ve dört gözlüdür.

Uzun Köprü: Ergene Nehri üzerinde, İkinci Murad Han tarafından yaptırılmıştır. 1392 m uzunlukta 5.5 m genişliktedir. 174 gözlüdür. Sultan İkinci Abdülhamîd Han devrinde tâmir ettirilmiştir. Uzunköprü ilçesi ismini bu köprüden almaktadır.

Tahtakale Hamamı: 1435’te Dârülhadîs Câmiine vakıf olarak Sultan İkinci Murad Han tarafından yaptırılmıştır.Tahtakale Mahallesinde olup,Edirne’nin en büyük hamamıdır.

Sokullu Hamamı: Çifte hamam olarak da bilinir. Üç Şerefeli Câminin karşısındadır. Sokullu Mehmed Paşa tarafından Mîmar Sinân’a yaptırılmıştır. On altıncı asır Türk sanatının en önemli örneklerindendir.

Mesîre Yerleri: Edirne topraklarında Meriç, Tunca ve Arda ırmaklarının birleştiği ve içinden Ergene, Keşan ve birçok çayların aktığı bir yer olması sebebiyle çok güzel mesîre yerleri ve ormanlık bölgeleri vardır.

Söğütlük: İlin güney kesiminde yüksek ağaçlarla kaplı bir alandır. Edirne-Karaağaç karayolu üzerinde ve Meriç Irmağı kıyısındadır.

Sarayiçi: Edirne’ye 12 km uzaklıkta sık ağaçlarla süslü, çayırlık ve Tunca Irmağının iki kolu arasında bir yerdir. Kırkpınar güreşleri burada yapılmaktadır.

Karaağaç: Sebze ve meyve bahçeleri ve sinekli içme suyuyla meşhur bir yerdir.

Bülbül Adası: Edirne-Karaağaç yolu üzerinde Tunca ile Meriç ırmakları arasında bulunan bir adadır. Sebze ve meyve bahçeleriyle zengindir. Çok sayıda bülbül vardır. Sabahları bülbül sesleri etrâfı şenlendirir. Sazan ve yayın balıkları da bulunur.

Kaplıcaları: Edirne, kaplıca ve içme suyu yönünden zengin değildir. Bilinenleri şunlardır:

Gülbaba Çamuru: Edirne’nin Gülbaba bataklığı romatizma ağrılarına iyi gelir.

Mercan Deresi İçmeleri: Keşan ilçesindedir. Mîde rahatsızlıklarına iyi gelir



Sponsorlu Bağlantılar

"Edirne’de Gezilecek Yerler" Başlıklı Yazımızı Paylaşın:

+ Facebook'ta Paylaş + Tweet'le Google+ Paylaş WhatsApp'ta Paylaş

Etiketler:, , ,